<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Koordinasyon</title>
	<atom:link href="http://koordinasyon.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://koordinasyon.org</link>
	<description>Rekabet Değil Dayanışma</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 23:41:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Mayıs&#8217;ta Yaşam Kooperatifi  Fark Yaratanlar Programında</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/289</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/289#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Apr 2012 12:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Mayısta Yaşam Kooperatifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[Mayıs&#8217;ta Yaşam Kooperatifi  Fark Yaratanlar programının 20 Nisan 2012 tarihindeki konuk oldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mayıs&#8217;ta Yaşam Kooperatifi  Fark Yaratanlar programının 20 Nisan 2012 tarihindeki konuk oldu.<br />
<iframe src="http://www.youtube.com/embed/cQAvHlucnW8" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/289/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akademisyen Söyleşileri Nisan Ayı Programı</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/284</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/284#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 12:49:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Mayısta Yaşam Kooperatifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=284</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de Militarizm ve Ordu Konuk:İsmet Akça(Eğitim-Sen İstanbul Üniversiteler Şube Başkanı) Tarih:08 Nisan Pazar   Saat:15.00 Şube:Mayısta Yaşam 1 Mayıs Mahallesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye&#8217;de Militarizm ve Ordu</strong></p>
<p>Konuk:İsmet Akça(Eğitim-Sen İstanbul Üniversiteler Şube Başkanı)</p>
<p>Tarih:08 Nisan Pazar   Saat:15.00</p>
<p>Şube:Mayısta Yaşam 1 Mayıs Mahallesi Şubesi</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p><strong>Kız meslek Liseleri ve 4+4+4 Sistemi</strong></p>
<p>Konuk:Ayşe Alnıaçık (Boğaziçi Üni. Atatürk Enstitüsü Doktora Öğrencisi / Koç Üniversitesi Sosyal Politikalar Merkezi)</p>
<p>Tarih:22 Nisan Pazar   Saat:14.30</p>
<p>Şube:Mayısta Yaşam Yenibosna Şubesi</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Bilgi Üniversitesi&#8217;nde Yaşadıkları Sendikalılaşma Deneyimi, Üniversiteler ve Üniversitede Yaşanan Dönüşümleri, Ticarileşme</span></strong></p>
<p>Konuk:Aslı Odman (Bilgi Üniversitesi eski Araştırma Görevlisi / İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Üyesi)</p>
<p>Tarih:28Nisan Pazar   Saat:16.00</p>
<p>Şube:Mayısta Yaşam Tuzla Şubesi</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/284/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitle Örgütleri Koordinasyonu Haber Bülteni Sayı 52</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/279</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/279#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 16:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mayistayasam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=279</guid>
		<description><![CDATA[Kitle Örgütleri Koordinasyonu Haber Bülteni 52. sayısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Haber Bulteni sayı 52]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://koordinasyon.org/wp-content/uploads/2012/02/koordinasyonhaberbulteni.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-218" title="koordinasyonhaberbulteni" src="http://koordinasyon.org/wp-content/uploads/2012/02/koordinasyonhaberbulteni-212x300.jpg" alt="" width="212" height="300" /></a></p>
<p>Kitle Örgütleri Koordinasyonu Haber Bülteni 52. sayısına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://koordinasyon.org/wp-content/uploads/2012/02/bülten52.pdf">Haber Bulteni sayı 52</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/279/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu 25-26 Şubat’ta İstanbul Okmeydanı’nda Gerçekleşti</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/276</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/276#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 15:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu 25 Şubat Cumartesi günü İstanbul/Okmeydanı’nda Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi’nde açılış ve kitle örgütleri koordinasyonunun tarihçesini ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu 25 Şubat Cumartesi günü İstanbul/Okmeydanı’nda Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi’nde açılış ve kitle örgütleri koordinasyonunun tarihçesini ve amacını anlatan bir sunumla başladı. Sabah 11.00’dan akşam 19.30’a kadar süren çeşitli etkinliklere <strong>İstanbul’dan</strong> Mayısta Yaşam Kooperatifi, Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği, ÜSDEM, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği, Beşçeşmeler Kültür Derneği, Eğitim-Sen, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu; <strong>Ankara’dan</strong> Umut Kültür Derneği; <strong>İzmir’den</strong> Özgür Yaşam Derneği, Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği ve <strong>Diyarbakır’dan</strong> Eğitim Destek Evleri ile Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM) katıldı.</p>
<p>İlk günkü etkinliklerde, “Elenenler ve Bekleyenler: Katsayı, Şifre, KPSS’ye Karşı Öğrenciler ve Öğretmenlerin Mücadele Deneyimleri” başlıklı deneyim aktarımı; “İşçiler ve Sağlık Hakkı: İşçi Sağlığı İçin Emekçi Örgütlenmeleri” başlıklı forum; “Engelleri Aşmak: Eşitsizliklere Karşı Eğitimde Dayanışma Örnekleri” başlıklı çalışma atölyesi; “Kar Güvencesine Karşı İş Güvencesi: İş Güvenliği için Mücadele” başlıklı forum gerçekleştirildi. İlk günün sonunda “Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonuna Katılan Kurumların Tanıtımları” başlıklı kurum tanıtımında, Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi, Diyarbakır Eğitim Destek Evleri ve İstanbul Maltepe’de bulunan Yeni Kuşak Köy Enstitüsü Derneği’nin tanıtımları yapıldı.</p>
<p>İkinci gün etkinliklere <strong>İstanbul’dan</strong> Mayısta Yaşam Kooperatifi, Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği, Devrimci 78’liler Federasyonu, Beşçeşmeler Kültür Derneği, Gülsuyu-Gülensu Dayanışma Merkezi, İmece Kadın Sendikası, Bekiranlılar Derneği, Göç-Der, Starbucks İşgali Deneyimi, Ev İşçileri Dayanışma Sendikası, İmece- Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği (MAG-DER), Tozkoparan Derneği; <strong>İzmir’den</strong> Özgür Yaşam Derneği, Ortak Yaşam Kooperatifi, Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği; <strong>Ankara’dan</strong> Umut Kültür Derneği; <strong>Lüleburgaz’dan</strong><strong> </strong>Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi Girişimi; <strong>Diyarbakır’dan</strong> Eğitim Destek Evi katıldı.</p>
<p>İkinci gün 11.30’dan 19.00’a kadar süren etkinliklerde ilk olarak “Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonuna Katılan Kurumların Tanıtımları” başlığında, Devrimci 78’liler Federasyonu: 12 Eylül ve 78’lilerin Mücadelesi ile Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen Starbucks işgalinin anlatıldığı tanıtımlar yapıldı. Devam eden etkinliklerde ise, “Düzenin Enkazı, Enkazın Düzeni: Van Depremi” ve “Deprem Bahanesiyle Gelen Yıkım ve Mahalleler: Kentsel Dönüşümde Ranta Karşı Mücadele” başlıklı iki ayrı forumdan sonra 2 süren etkinliklerin değerlendirildiği kapanış ve değerlendirme kısmına geçildi.</p>
<p>Kitle Örgütleri Koordinasyonu buluşmasının 10.sunun sonunda yapılan değerlendirmelerde genel olarak 2 yıl aradan sonra tekrar bir araya gelinmesinin bir olumluluk olduğu söylendi. Kentsel Dönüşüm ve Van Depremi ile ilgili forumlarda somut çalışmaların aktarılmasının önemli kazanımlar olduğu belirtildi. Bunun dışında Mayısta Yaşam Kooperatifi, Eğitim-Sen, Atanamayan Öğretmenler Platformu ve Eğitim Destek Evleri’nin ortak çalışma yapabilmelerinin imkanlarının sağlandığı, kaynak ve mekan paylaşımında bulunabilmeleri gibi somut önerilerin ortaya çıktığı belirtildi. İzmir’deki Deri, Kundura ve Tekstil İşçileri Derneği ile İstanbul’daki Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği arasında da bir iletişimin sağlandığı belirtildi.</p>
<p>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu 11.sinin örgütlenmesinde hangi kurumların sorumluluk alacağını ifade etmesiyle sona erdi. 11. Kitle Örgütleri Koordinasyonu’nun örgütleyicisi olacak kurumlar: Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Özgür Yaşam Derneği, Gülsuyu-Gülensu Dayanışma Merkezi, İzmir Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği ve Diyarbakır Eğitim Destek Evleri.</p>
<p>İki gün boyunca gerçekleşen etkinliklerin kısa özetleri şöyle:</p>
<p><strong>1.Gün:</strong></p>
<p><strong>Deneyim Aktarımı</strong><em>:</em> <strong>Elenenler ve Bekleyenler: Katsayı, Şifre, KPSS’ye Karşı Öğrenciler ve Öğretmenlerin Mücadele Deneyimleri</strong></p>
<p>Etkinliğe Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Özgür Yaşam Derneği, Umut Kültür Derneği ve ÜSDEM katıldı. Tüm kurumlar mahallelerde yürüttükleri çalışmalara dair deneyim aktarımında bulundular.</p>
<p>Kurumlar arasındaki iletişimin zayıflığı, hatta kimi zaman yokluğu ve beraber iş yapabilme alışkanlığının gelişmemesi temel sorun olarak konuldu. Bu sorunu aşmak üzere birlikte dergi çıkarmak (ÜSDEM’in projesi), Mayısta Yaşam Kooperatifi’nde akademisyenlerle yapılan söyleşileri diğer kurumlarla birlikte yapmak, kurumlar arasında iletişimi sağlamak için bir e-mail grubu kurmak ve yine aynı amaçla koordinasyon.org’un kullanımını yaygınlaştırmak gibi önerilerde bulunuldu.</p>
<p><strong>Forum:</strong> <strong>İşçiler ve Sağlık Hakkı: İşçi Sağlığı İçin Emekçi Örgütlenmeleri</strong></p>
<p>Etkinlik başlamadan önce Özgür Yaşam Derneği’nden arkadaşların hazırladığı “Ellerimizin Rengi” isimli film izlendi.</p>
<p>İzmir Deri ve Kundura Derneği’nden iki arkadaş deri işçilerinin muzdarip olduğu meslek hastalıklarından bahsettiler: Bel fıtığı, boyun ağrısı, kullanılan kanserojen maddeler nedeniyle boğaz ve burun tıkanması ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklar söz konusu. Bu rahatsızlıklar ve örneğin yeni çıkan sigorta kanunu gibi sağlık alanıyla ilgili önemli konular hakkında bilgilenmek için Ege Üniversitesi’nden eğitimcilerle birlikte bir eğitim çalışmasına başlamışlar. Eğitim çalışması dernekle sınırlı kalmıyor; eğitime katılan işçiler eğitimde öğrendiklerini atölyelerindeki çalışma arkadaşlarına öğretiyorlar. Eğitim çalışmasının amacı sürecin sonunda işçileri birer eğitmen kılmak olarak tanımlanıyor.</p>
<p>İzmir’den arkadaşların sunumlarının ardından forum bölümüne geçildi. Forumda işçi sağlığı konusu dışında göze çarpan diğer konular güvencesizlik ve üretim sürecindeki rekabetti. Parça başı çalışmanın işçiler arasındaki rekabeti körüklediği, bunun da huzursuzluklara, işçinin işini kaybetmesi yahut bir daha iş bulamaması gibi durumlara yol açtığı söylendi. Bir diğer sorun da işçilerin büyük çoğunluğunun sigortasız olması.</p>
<p>Bu tür sorunların güçlü bir şekilde gündem edilememesinin, yapılan çalışmaların eksik kalmasının nedeni olarak işçi örgütlerinin, derneklerin kendilerinden önce aynı konuda çalışma yürütmüş kurumların deneyimlerinden faydalanamamaları ve kurumların birbirleriyle olan ilişkilerinin cılız olmasıdır, denildi. Dayanışmanın, benzer faaliyetleri yürüten kurumların çalışmalarını ortaklaştırmalarının bu sorunun aşılması için önemli olduğu söylendi.</p>
<p><strong>Çalışma Atölyesi:</strong> <strong>Engelleri Aşmak: Eşitsizliklere Karşı Eğitimde Dayanışma Örnekleri</strong></p>
<p>Etkinliğe AYÖP, Eğitim Destek Evleri, Eğitim-Sen, Mayısta Yaşam Kooperatifi ve Özgür Yaşam Kooperatifi katıldı.</p>
<p>AYÖP ataması yapılmamış öğretmenlerin eylemli mücadelesini, Eğitim Destek Evleri ise yürüttükleri eğitim dayanışması faaliyetini anlattılar.</p>
<p>Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin başlattığı müfredat çalışması ve oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan çalışma grupları konuşuldu. Öğrencinin seviyesini yükseltebilmesi, üniversiteye girebilmesi için kendi seviyesindeki diğer öğrencilerle bir çalışma grubu içinde örgütlenmesi gerektiği söylendi.</p>
<p>AYÖP ve Eğitim-Sen’in Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin farklı yerlerdeki eğitim dayanışması faaliyetine mekan sağlayabilecek olması, Eğitim Destek Evleri’nin hazırladığı sorularla Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin hazırladığı fasiküllerin ortaklaştırılabileceği, sunulan önerilerdi.</p>
<p><strong>Forum:</strong><strong> </strong><strong>Kar Güvencesine Karşı İş Güvencesi: İş Güvenliği İçin Mücadele Forumu</strong></p>
<p>Etkinliğe İzmir’den Deri İşçileri Derneği ve İstanbul’dan Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği katıldı.</p>
<p>Deri İşçileri Derneği sigortasız çalıştırmaya karşı bir imza kampanyası başlatmış, 8000 imza toplanmış. Bu mecliste de gündem edilmek istenmiş ancak başarılı olunamamış. Ayrıca HDK içinde, Emek Komisyonu üzerinden de güvencesizleşmeye karşı kampanyayı örgütlemeye çalışıyorlar.</p>
<p>Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği çeşitli atölyelerde iş saatlerinin düşürülmesi için verdikleri mücadeleyi anlattılar.</p>
<p>Sendikaların güvencesiz çalışanları örgütlemeye yönelik bir girişiminin olmaması, aynı işkolunu örgütlemeye çalışan sendikalar ve derneklerin çalışmalarını ortaklaştıramaması sorun olarak tarif edildi.</p>
<p><strong>Kurumların Tanıtımları:</strong> <strong>Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na Katılan Kurumların Tanıtımları-1</strong></p>
<p>Etkinliğe DİKASUM, Eğitim Destek Evleri ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği katıldı. Kurumlar faaliyetlerini aktardılar. Bunları özetlemek gerekirse:</p>
<p>DİKASUM: 2001 yılından beri şiddete maruz kalmış kadınlara sosyal ve hukuki yardım sağlıyorlar. Belediyenin bünyesindeler. Çamaşır evleri ve ailelerin hem ekmek ihtiyacını hem de para ihtiyacını karşılamak amacıyla tandır evleri açmışlar.</p>
<p>Eğitim Destek Evleri: YGS-LYS dersleri veriyorlar. Bunun dışında tiyatro, grafik tasarımı, resim konularında dersler veriliyor, halk oyunu gösterileri ve sinevizyon gösterimleri yapılıyor.</p>
<p>Yeni Kuşak Köy Enstitüsü Derneği: Yoksul öğrencileri üniversite sınavına hazırlıyorlar.</p>
<p><strong>2.Gün</strong></p>
<p><strong>Kurumların Tanıtımları:Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na Katılan Kurumların Tanıtımları -2</strong></p>
<p><strong>Katılan Kurumlar:</strong><strong> </strong>Starbucks İşgali Deneyimi, Devrimci 78’liler Federasyonu: 12 Eylül ve 78’lilerin Mücadelesi.</p>
<p>Kurumlar ve Starbucks İşgali&#8217;nde bulunan bir arkadaş deneyimlerini ve faaliyetlerini aktardılar ve soru cevap şeklinde etkinlik tamamlandı.Etkinlikte kısaca şunlar konuşuldu:</p>
<p><strong>Devrimci 78’liler Federasyonu:Devrimci 78&#8242;liler Federasyonu&#8217;ndan Memik Horuz,12 Eylül ve 12 Eylül’le hesaplaşmak ve ne yapmak istediklerini aktardı.</strong><strong> </strong>4 Nisan’da Kenan Evren ve diğerlerinin yargılanmasına başlanacağını ve müdahillik dilekçesi verdiklerini belirtti. Bütün devrimci, demokratik kurumları 4 Nisan’da mahkemeye davet ettiklerini ve mahkemenin önünde halk mahkemesi kurulacaklarını , toplumun her kesiminden insanın orda olmasının önemli olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Starbucks İşgali:</strong> Starbucks İşgali Deneyimi aktarıldı.Okulda ucuz ve sağlıklı yemek,kampüsler arası ücretsiz ulaşım vb. Sebeplerden dolayı işgal başladığını belirtti.Başka şehir ve ülkelerden destek aldıklarını ve çevre sakinlerininde buna destek verdiğini bellitti.Orada beraber ders çalıştıklarınbı ve bazı hocalrında derslerini işgalde verdiklerini belirtti.</p>
<p><em><strong>Forum:</strong></em><strong>Düzenin Enkazı Enkazın Düzeni: Van Depremi Forumu</strong></p>
<p><strong>Katılan Kurumlar:</strong><strong> </strong>Bekiranlılar Derneği, Göç-Der, İstanbul Mag-Der ve Ortak Yaşam Kooperatifi katıldı.</p>
<p>Bekiranlılar Derneği:Bekiranlılar Derneği tanıtıldı.İlk Van Depremi ve ikinci Van Depremi&#8217;nden sonra yaptıkları dayanışma kampanyasını anlattı.Deprem sonrası Van halkının yaşadığı zorlukları anlattı.</p>
<p><strong>Mag-Der(Hüseyin Karadayı):</strong><strong> </strong><em>Hüseyin Karadayı Mag-Der&#8217;in tanıtımını yaptıktan sonra şunları söyledi; İnsanın yaşama hakkına değer veren bir anlayışın savunulduğu bir afet sisteminin yerleşmesi gerekiyor. Yaşama hakkının deprem olmadan önce savunulur olduğu bir sistem gerekir. 2010 Aralık ayında yürürlüğe giren yeni afetle mücadele yasası ile sivil savunma sadece hizmet veren bir duruma düşmüştür ve bu yeni yasanın işe yaramadığını Van Depremi bize göstermiştir dedi.</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ortak Yaşam Kooperatifi:</strong><strong> </strong><em>İzmir’de yardım gönderme konusunda yapabileceğimizi yaptık ve bundan sonra yapabileceğimiz pek bir şey yok. Van&#8217;dan İzmir&#8217;e göç eden ailelere kalacak yerler sağlamaya çalıştık.</em></p>
<p><strong>Göç-Der:</strong><em>Mersin, Diyarbakır, Van ve İstanbul’da çalışmalarımızı yürütüyoruz.İkinci gün depremi görmeye gittik ve durumun vehametini gördük. Teknik koşulların yeterliliği sorgulanabilir, evet, ama bu felakete göz yuman sistemi de sorgulamak gerekiyor.Yardımların halka ulaştırılmasına izin verilmedi ve belediyeyle ortak çalışmaya yanaşılmadı. Köylere hiç yardım ulaşmamaıştı. Halkın yağmacı olarak gösterilmesi de tamamen yalandı; tüm dükkanlar açıktı.</em></p>
<p><strong>Forum:</strong><strong></strong><strong> </strong><strong>Deprem Bahanesiyle Gelen Yıkım ve Mahalleler: Kentsel Dönüşümde Ranta Karşı Mücadele Forumu</strong></p>
<p><strong>Etkinliğe Katılan Kurumlar:</strong><em>GÜLDAM, İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul MAGDER</em></p>
<p><em>Kentsel dönüşümde ranta karşı mücadele forumunda, farklı dernekler kendi yürüttükleri çalışmalardan edindikleri deneyimleri ve sorunları paylaşarak mücadelenin güçlendirilmesi adına neler yapılabileceği tartışıldı.</em></p>
<p><strong>BM-Habitat AGFE ( Cihan Uzunçarşılı Baysal):</strong><strong> </strong><em>İstanbul’da yürütülen projelerden örnekler sunarak deneyimlerini aktardı.TOKİ konutlarının kalitesiz ve kapalı, hapis edici yapısını ve medenileşme adı altında insanalrın hapishane gibi evlere hapsedilidğini belirtti.</em></p>
<p><strong>GÜLDAM :</strong> <em>Gülsuyu-Gülensu Yaşam ve Dayanışma Merkezi tanıltıldı.Mücadelenin kentin geneline yansıyan bir yapıda olmasını da savunduklarını İstanbul’da bir kent hakları ve kent koordinasyonu meclisinin oluşturulabilmesi için farklı grupların, kurumların bir araya getirilmesi gerektiğini belirttiler.</em></p>
<p><strong>İMECE-Toplumun Şehircilik Hareketi:</strong><em>Deprem&#8217;in kentsel dönüşümün bir bahanesi olarak sunulduğunu söyledi.Yürütülen projeler yine rant projeleri olarak karşımıza çıktığını, çünkü depremle mücadele adına geliştirilen projelerle karşı karşıya olmadıklarını söyledi.</em></p>
<p><strong>MAG-DER</strong> <em>:Kentlere bakış açısı aslında yönetimin insana nasıl baktığının bir göstergesidir. Dolayısıyla mevcut bakış açısının, insana da sadece sermaye üzerinden baktığını söyleyebiliriz. Kent dönüşüm meselesinde bundan önce çıkarılan sonuçları göz ardı edersek bundan sonraki mücadelelerde de ilerlememek mümkün olmayacaktır.</em></p>
<p><strong>Toplantıdan çıkan somut öneriler ise:</strong></p>
<p>-Farklı mahallelerde yürütülen mücadeleler arasında somut bağlar kurulması ve koordinasyonun bunun için bir araç olması.</p>
<p>-Geniş kesimlerin kentsel dönüşümde karşı ranta karşı mücadele konusunda bilinçlendirilmesi için ortak hareket edilmesi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/276/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu:Düzenin Enkazı, Enkazın Düzeni: Van Depremi Forumu</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/269</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/269#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2012 14:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Okmeydanı Halkevi’nde gerçekleşen foruma Bekiranlılar Derneği, Göç-Der, İstanbul Mag-Der ve Ortak Yaşam Kooperatifi katıldı. Forum: Moderatör: Van depreminin getirdiği sorunlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Okmeydanı Halkevi’nde gerçekleşen foruma Bekiranlılar Derneği, Göç-Der, İstanbul Mag-Der ve Ortak Yaşam Kooperatifi katıldı.</span></p>
<p><em style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Forum:</em></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Moderatör:</em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> Van depreminin getirdiği sorunlar karşısında ne yapmak gerekir; burada anlatılacak deneyimlerden yararlanark bunu anlamak çok kıymetli. Ayrıca hem yardımlaşma anlamında hem de kurtarma çalışmalarının yürütülmesi adına kurunların neler yapabileceğini konuşmak ve mümkünse etkinliğin ardından bir iletişim ağı oluşturmak gerekiyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Mehmet Selim Oğuz (Bekiranlılar Derneği: </em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Derneğimiz Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dan on bir ilde örgütlü olan ve zorunlu göç nedeniyle İstanbul’ a gelen ailelerin kurduğu bir dernek.</span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;">Van depreminde yüz kadar üyemiz hayatını kaybetti. Biz depremzedelere yardım için buradan gönerdiğimiz kamyonlar askerler tarafından denetleniyordu; valilik malzemeleri halka ulaştırmıyor, depolara gönderiyordu. Daha sonra depo yandı ve gönderilen yardımların büyük kısmı yanmış oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;">Tüm bunlar ve valilğin belediyeyle birlikte çalışmaya yanaşmaması, yardımların dağıtımını oldukça zorlaştırmış.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;">İkinci depremde sahibi AKP’li olduğu için denetlenmeyen Bayram Oteli kırk kişinin ölümüne sebep oldu. AKP’nin zulmü bu kadarla da kalmıyor; dediğim gibi yardımlar ulaştırılmıyor, halk aç bıraklıyor, vs. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Hüseyin Karadayı (Mag-Der):</em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> İnsanın yaşama hakkına değer veren bir anlayışın savunulduğu bir afet sisteminin yerleşmesi gerekiyor. Yaşama hakkının deprem olmadan önce savunulur olduğu bir sistem gerekir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Tabaklar köyünde yaşanan depremde, Erciş’in depremi daha fazla hissetmesinin nedenleri arasında buradaki binaların inşasında Van gölünden çıkan kumların olduğu gibi kullanılması da var. Bu koşullarda yapılan binaların ömrü 20-30 yıla düşüyor: Yağmurun briketleri çok çabuk çürütmesi söz konusu. </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">AB’ye giriş süreci ile birlikte devlette afetlerle ilgili bir yasa çıkarma zorunluluğu oluştu. Aralık 2010’da yürürlüğe giren yasayla tüm afetle mücadele çalışmalarnda sivil savunma bertaraf edildi ve bunu sadece hizmet veren bir sisteme dönüştürdüler. Olumlu yanları var elbette ama olumsuz yanları da söz konusu. Göstermelik bir yasa bu ve işlerliği yok. Van depremi örneğinde de kurdukları afetle mücadele sisteminin uygulanabilir olmadığı açıkça görüldü: Kurtarma çalışmaları, depremden saatler sonra başlamış, o sırada daha afet kriz masası bile oluşturulmamış, vs. Oysa böyle bir durumda saniyelerin bile büyük önemi var.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Depremden sonra, ikinci gün, uzun kuyruklar, çadırların kaybolması, yardımların ulaştırılmaması gibi sorunlar nedeniyle halk kaymakamlık binasına doğru harekete geçti. Üçüncü gün insanlar kaymakamlığa saldırdı.</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">İstanbul’da gerçekleşmesi muhtemel depreme karşı hazırlanmak anlamında burada anlatılanlar öğretici. </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Bu sorun karşısında devletin yapması gerekenler yanında toplumun da yapması gerekenler var. Yaşam hakkı için çalışmalar yürütmeli, insanları bilinçlendirmeliyiz. </span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Ortak Yaşam Kooperatifi:</em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">İzmir’de deprem sonrası yaşananlara dikkat çekmek istiyorum Ayrımcı bakış açıları ile ilgili konuşacağım.Medyaya yansıyan kamuoyunun duygu biçimi aslında içselleştirilmiş milliyetçilikle ilgili. Bu İzmir’de bir biçimde hala devam eden bir durum. Bu durum Van depremi örneği üzerinden yaşanıyor. Egemen bakış açısının kendini ortaya koyması ve bu düşüncenin toplum etkis, Van depremi üzerinden açıkça görülüyor.. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">İzmir’de yardım gönderme konusunda yapabileceğimizi yaptık ve bundan sonra yapabileceğimiz pek bir şey yok. </span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Van’da yaşayan depremzedelerin diğer illerdeki yakınlarına gitmek istedikleri ve bu nedenle İzmir gibi büyük şehirlere doğru yeni bir göç dalgasının oluşacağı görülüyor. Depremzede psikolojisi düşünüldüğünde oradan uzaklaşma isteği içinde olmaları çok doğal tabii.</span> <span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">Böyle felaketler sırasında/sonrasında toplumsal güç olabilmek için hazırlıklı olmak lazım.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Göç-Der:</em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> Derrneğimizin amacı Kürdistan’dan zorunlu göç nedeniyle batıya gelmiş kişilelerle yardımlaşmak. Mersin, Diyarbakır, Van ve İstanbul’da çalışmalarımızı yürütüyoruz.</span></span> <span style="font-size: small; font-family: 'Times New Roman', serif;">İkinci gün depremi görmeye gittik ve durumun vehametini gördük. Teknik koşulların yeterliliği sorgulanabilir, evet, ama bu felakete göz yuman sistemi de sorgulamak gerekiyor.</span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: small;">Yardımların halka ulaştırılmasına izin verilmedi ve belediyeyle ortak çalışmaya yanaşılmadı. Köylere hiç yardım ulaşmamaıştı. Halkın yağmacı olarak gösterilmesi de tamamen yalandı; tüm dükkanlar açıktı.</span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: small;">Van depremi aslında devletin Kürtleri zorunlu göçe maruz bırakma politikalarından biridir. Tüm bunlar olurken yapılması gereken şey sistem ve egemen anlayış karşısında dayanışmanın artırılması için mücadele etmek olmalıdır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"><em>Özgür Yaşam Kooperatifi</em></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">: Deneyimlerimiz göçenlerin çoğunun geri dönmek istediği, kalanların ise uyum problemi yaşadığı yönünde. </span></span></p>
<p><span style="font-family: 'Times New Roman', serif; font-size: small;">İki konser düzenliyoruz: Biri geri dönecekler, diğeri de kalanlar için. Bu konserler aynı zamanda göçle gelenlere yönelik olumsuz düşünceleri de kırmak için önemli. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/269/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluşma’nın Değerlendirilmesi ve Kapanış</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/265</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/265#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 23:34:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Kapanış-Değerlendirme Kapanış konuşmasında 2 yılın ardından yapılan bu koordinasyon buluşmasının oldukça yakıcı bir ihtiyacı karşıladığını ve buraya katılan tüm kurumların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kapanış-Değerlendirme</strong></p>
<p><a name="_GoBack"></a>Kapanış konuşmasında 2 yılın ardından yapılan bu koordinasyon buluşmasının oldukça yakıcı bir ihtiyacı karşıladığını ve buraya katılan tüm kurumların bunu ifade ettiği dile getirildikten sonra, 2 günlük koordinasyon toplantısının kısa bir özeti yapıldı. Ardından görüş ve değerlendirme bölümünde kurumlar koordinasyon buluşması hakkındaki değerlendirmelerini aktardılar.</p>
<p><strong>10. Koordinasyon buluşmasına katılan kurumlar: </strong></p>
<p>İSTANBUL: Devrimci 78’liler Federasyonu, Gülsuyu Gülensu Yaşam Derneği, İmece Kadın Sendikası, Bekiranlılar Derneği, Starbucks İşgalinden Öğrenciler, Göç-Der, Evid-Sen, İmece Toplum Şehircilik Hareketi, İstanbul Mahalle Afet Gönüllüleri Derneği, Tozkoparan Derneği, Anadolu’da Yaşam Kooperatifi, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Beşçeşmeler Kültür Derneği, Deri Kundura Tekstil İşçileri Derneği (İstanbul), Eğitim-Sen, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu, ÜSDEM, Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği</p>
<p>İZMİR: Ortak Yaşam Kooperatifi, Özgür Yaşam Derneği, Deri Tekstil Kundura İşçileri Derneği (İzmir)</p>
<p>ANKARA: Umut Kültür Derneği</p>
<p>LÜLEBURGAZ: Anadolu’da Yaşam Kooperatifi Şubesi Girişimi</p>
<p>DİYARBAKIR: Ferzad Komanger Eğitim Destek Evleri, DİKASUM</p>
<p><strong>Koordinasyona katılan kurumlar koordinasyonu şu şekilde değerlendirdiler: </strong></p>
<ul>
<li>Özgür Yaşam Derneği:</li>
</ul>
<p>2 sene sonra koordinasyonun gerçekleşmesi başlı başına bir eksikliğin kapatılması anlamına geliyor. Buradaki kurumlar hızla birbirlerinin adreslerini alıp irtibata geçtiler. 2 sene sonra ilk defa koordinasyon buluşması oldu ve pek çok yeni arkadaşımızın olduğunu gördüm ve buradan iyi bir intiba ile ayrıldıklarını düşünüyorum. Kurumların getirilmesi konusunda eksiklikler olsa da bundan sonraki buluşmalar için bu buluşma bizim için bir basamak olacak.</p>
<ul>
<li>Anadolu’da Yaşam Kooperatifi:</li>
</ul>
<p>Bu buluşmayı daha ileriye taşımak hedefiyle burada buluşuyoruz. Örgütleyicilerin belirlediği gündemlerin hepsinin olumlu şekilde gerçekleşmesi de bu koordinasyonun başarılı olduğu anlamına gelir. İlk hedef bundan sonraki 11. Koordinasyon buluşmasını örgütlemek ve daha çok kuruma nasıl ulaşabileceğimizi belirlemek.</p>
<ul>
<li>Eğitim Destek Evi:</li>
</ul>
<p>Bu buluşma oldukça faydalı ve güzeldi. Ortaklaşa bir eğitim dayanışmasını nasıl daha iyi birlikte yapabiliriz diye sohbet edebildik. Burada konuşulanları sadece toplantıya bırakmamak ve sürekli olarak görüşmek gerekir. Bunun burada kalmayacağını umut ediyorum.</p>
<ul>
<li>Mayısta Yaşam Kooperatifi:</li>
</ul>
<p>Bu koordinasyonda bizim için çok somut kazanımlar oldu. Dünkü deneyim aktarımı ve çalışma atölyeleri çok olumluydu. Örneğin Ümraniye’de çalışma yürüten ÜSDEM ile koordinasyon vesilesi ile tanıştık. Birbirimizin mekanından faydalanmak, onların çıkardığı dergiyi ortaklaştırmak, grup üzerinden haberleşebilmek gibi somut öneriler oldu. Eğitim destek evleriyle MSF’de tanışmıştık, onların da buraya katılımı çok önemli ve faydalı oldu. Bizim de dileğimiz bunun devam etmesi. Kooperatif ortaklarının pek çoğu koordinasyonu bilmiyordu, dün buraya gelip somut olarak görünce memnun kaldıklarını ifade ettiler. Kentsel dönüşüm ve deprem etkinliğinde dinleyiciydik, ama bizim için oldukça öğretici oldu.</p>
<ul>
<li>Deri, Tekstil, Kundura İşçileri Derneği:</li>
</ul>
<p>Bu koordinasyon sayesinde İstanbul’daki deri, tekstil, kundura işçileri derneği ile sözlü protokol ilişkisi kurduk. Belki 6 ayda değil, daha kısa sürede buluşacağız. 2 gün boyunca çok faydalı tartışmalar gerçekleşti ve oldukça dinamik bir toplantıydı.</p>
<p lang="tr-TR">
<p><strong>11. Koordinasyon buluşmasının örgütlenmesinde yer alacağını ifade eden kurumlar: </strong></p>
<p>- Anadolu’da Yaşam Kooperatifi</p>
<p>- Mayısta Yaşam Kooperatifi</p>
<p>-Özgür Yaşam Derneği</p>
<p>-Deri, Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği (İzmir)</p>
<p>- Eğitim Destek Evleri</p>
<p>- Güldam</p>
<p lang="tr-TR">
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/265/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu:Deprem Bahanesiyle Gelen Yıkım ve Mahalleler: Kentsel Dönüşümde Ranta Karşı Mücadele Forumu</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/263</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/263#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 23:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=263</guid>
		<description><![CDATA[Etkinliğe Katılan Kurumlar: GÜLDAM, İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul MAGDER Kentsel dönüşümde ranta karşı mücadele forumunda, farklı dernekler kendi yürüttükleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Etkinliğe Katılan Kurumlar:</span></span></strong><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> GÜLDAM, İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi, İstanbul MAGDER</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Kentsel dönüşümde ranta karşı mücadele forumunda, farklı dernekler kendi yürüttükleri çalışmalardan edindikleri deneyimleri ve sorunları paylaşarak mücadelenin güçlendirilmesi adına neler yapılabileceği tartışıldı. İlk olarak </span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">BM-Habitat AGFE (Advisory Group on Forced Evictions)</span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> yerel temsilcisi Cihan Uzunçarşılı Baysal İstanbul’da yürütülen projelerden örnekler sunarak deneyimlerini aktardı:</span></span></p>
<p align="JUSTIFY">“ <span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">2005’te Ayazma’ya giderek çalışmaya başladım ve yüksek lisans tezim de bunun üzerine oldu. Kentsel dönüşüm konusu bugün İstanbul’un her ilçesini yakından ilgilendiren bir konu haline geldi. Okmeydanı da bugün kentsel dönüşüm tehdidi altında, bu açıdan da bugünkü tartışmalar önemli. Sermaye ve emek pazarlarının küreselleşmesi, iktisadi ve sosyal alanda devletin önemsizleşen rolü ve özelleştirmeler gibi yollarla gelişen neoliberal dönüşümlerle birlikte başlayan bir süreçle karşı karşıyayız. Bu sürecin kentlerde hissedilen etkisinin bir yönüyle mücadele ediyoruz. Emekçi mahallerinin gözden çıkarılması ve bu mekanların yeni rant mekanları olarak algılanması, kentsel dönüşümün kentsel rant üzerinden yapılması olarak karşımıza çıkıyor. Kentsel mekân konusunda söz sahibi artık ne kent sakinleri ne de ulus devlet; küresel sermayenin çıkarına bir süreç yaşanıyor. Son yıllarda kentsel girişimcilik, küresel kent, kültür başkenti gibi kavramlarla değişen kent yönetimi politikaları, sosyal alandan çok iktisadi alana fayda sağlamak amacıyla yürütülüyor. 2002 yılındaki yeniden yapılandırma sonrasında TOKİ’nin genişletilen yetkileri ve kentsel dönüşüm proje uygulamaları da bunlara örnek oluşturuyor. Sadece arazinin getireceği rant üzerinden yapılan planlarda insan hakları göz önünde bulundurulmuyor; insan odaklı bir kent yönetim yerine sermaye odaklı bir durum söz konusu. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Bunu deprem üzerinden okuduğumuzda da durum değişmiyor. Bu nedenle deprem bahanesiyle yapılan dönüşümler de yine sermayeye yönelik kent tasarımlarına örnek teşkil ediyor. Tarlabaşı, Ayvansaray ve Sulukule projeleri de örnek verilebilir. Kentsel dönüşüm projelerinde sık sık karşımıza çıkan bazı kavramlara dikkat etmek gerekiyor. “Çöküntü bölgesi”, “prestij”, “temizlik” gibi kavramlarla kentsel dönüşüm projeleri meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Ancak tüm bu kavramlar projelerin bakış açısını da yansıtmaktadır. Sadece fiziki değil ahlaki çöküntü mekânları olarak gösterilmeye çalışılan bu mekânların, projeler sonrasında temizleneceği ve bir anlamda medenileştirileceği savunuluyor. Aslında küresel sermaye için güzelleştirilen bu mekânlar, emlak piyasaları için cazibe noktaları haline getiriliyor. Kentsel dönüşüm sadece belirli mahaller üzerinden değil şehrin geneli üzerinden de işliyor. Çünkü sadece belli kesimler için mutena mekânlar (bienaller ve festivaller örneğinde olduğu gibi) yaratılırken, kent halkının yoksulları kamusal alanın büyük kısmından da dışlanmış oluyor. Tarihi alanlardaki dönüşüm de butik oteller vs. yapılmasına olanak sağlamak için yürütülüyor.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Ayazma’daki süreç de buna paralel olarak gelişti. Ayazma, Olimpiyat stadının gelmesiyle Ağaoğlu’nun projelerine teslim edildi. Projelerde katılım boyutu zaten eksik olmakla birlikte hak sahiplerinin projelere dahil olmak dışında seçenekleri olmuyor. Dahası, hak sahibi olarak sadece tapu sahipleri dikkate alınıyor; kiracıların ya da çeşitli şekillerde orada yaşamakta olanların hakları gözetilmiyor. Yerel yönetimin kendi gerekçeleri arasında altyapının bozuk olması ve sosyo-ekonomik olarak çöküntü mekânları olmaları gösteriliyor. Aslında bunlar aynı zamanda yerel yönetimlerle ilgili aksaklığı gösteriyor. Yerel yönetimin sorumlulukları arasında olması gereken hususlar orada yaşayanların üstüne atılıyor. Böylece zemin kayması üzerinden kamuoyu yanıltılıyor, sorunların nedeni olarak bu sorunu yaşayanlar gösteriliyor. Belediyenin 2004-2005 ve 2008’de yaptığı çeşitli anketler var. Tüm bu anketler aslında belediyenin halkın koşullarından haberdar olduğunun göstergesi. Bu anketlerde yer alan sorular arasında nasıl, nerede yaşamak istersiniz sorusu aslında sadece muhatapları yanıltmaya yönelik. Yaşayanların sadece %44’lük bir kesimi tapu sahibi ve dolayısıyla sadece bu kesim hak sahibi olarak algılanıyor. Yerleştirilen yer Ayazma’nın koşullarından tamamen farklı; ne geçim kaynaklarına ulaşım açısından ne de alışık oldukları yaşam biçimi açısından uygun bir yer. Şu anda yerleştirilenlerin %43 ü konutlarını satmayı düşünüyor. Bu da bir başka göç dalgası, yoksulluğun katmerleşmesi ve yoksulların kent çeperlerine taşınması, mahkûm edilmesi demektir.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Bir diğer husus da TOKİ konutlarının kalitesiz ve kapalı, hapis edici yapısı ile ilgili. Bu durum da sosyal yaşamın engellenmesi ve sosyal bağların çözülmesi demektir. Hâlbuki bu bağlar orada yaşayanlar için hayati önemde. Medenileşme adı altında insanları yaşayamayacakları ortamlara hapsetme söz konusu. Apartmanlaştırma kentleşmenin kendisi olarak sunuluyor. Mülksüzleştiren, toplumsal dayanışmayı yok eden bir örnekle karşı karşıyayız. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Burada sadece belli mahallelerde geçerli olan değil kentin tümünü kapsayan bir anlayış geçerli aslında: kentin tüm kamusal alanlarından yoksulu dışlayan bir anlayış söz konusu olan. Öte yandan bu durum bize kentselle dönüşüm ile mücadele konusunda da bize söyleyecekleri var; mücadelenin ortaklaştırılması ve devamının sağlanması gerekiyor.”</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Cihan Baysal’ın konuşmasının ardından </span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">GÜLDAM (Gülsuyu-Gülensu Yaşam ve Dayanışma Merkezi)</span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">’dan bir katılımcı kendi deneyimlerini aktardı:</span></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Gülsuyu-Gülensu mahallesinden geliyorum. Bizim mahallemize de 2004 yılında, sizin mahalleniz artık kente uyumlu bir mahalle olacak, diye geldiler. Aslında amaç buradaki nüfus oranını düşürüp, nüfus profilinin değiştirilmesiydi. Biz buradaki örgütlenmenin mahallenin tamamının dahil olabileceği farklı bir örgütlenme olmasını önemsedik. Bu amaçla, Sokak meclisleri, Mahalle Komiteleri oluşturuldu. Sonrasında Dayanışmacı Planlama Atölyesi ile buluşuldu. Mahalle sakinlerinin dahil olmadığı etkenlerden oluşan bir örgütlenme eksik bir örgütlenme olacaktır. Bu örgütlenmede tüm politik grupların katılımda bulunacağı bir anlayış gözetildi. Çünkü tüm grupların, mahalleyi ilgilendiren bu konuda söz söyleme talebi olacaktır. Politik bir örgütlenme biçimi üzerinden yürüyen bir çalışmayla mahalle sakinlerinin örgütlenmesi üzerinden yürüyen bir çalışmanın arasındaki gerilimlerin tartışılmaya ihtiyacı elbette vardır. Biz bu mücadeleyi yürütürken, Yakacık, Hürriyet mahallesi, Sapanca vs. gibi mahallelerle ve Okmeydanı, Sarıyer mahalleri ile bir araya geldik. Diğer taraftan çeşitli kentsel dönüşüm muhalefet gruplarıyla da görüştük. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Ancak mücadelenin kentin geneline yansıyan bir yapıda olmasını da savunuyoruz. İstanbul’da bir kent hakları ve kent koordinasyonu meclisinin oluşturulabilmesi için farklı grupların, kurumların bir araya getirilmesi gerekiyor. Kent muhalefeti tarif edilirken, artık sadece belli bir projeye muhalefet üzerinden hareket etmeyen, aynı zamanda ne istediği üzerinden de hareket eden, bunu örgütleyen bir oluşumun geliştirilmesi gerekiyor. Sadece kentsel mekân değil, sağlık, eğitim ve kültür gibi alanlarda söz söyleyecek bir muhalefet oluşturulmalıdır.”</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">GÜLDAM adına yapılan konuşmanın ardından </span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">İMECE-Toplumun Şehircilik Hareketi</span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;"> adına bir konuşmacı sözü aldı: </span></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Diğer konuşmalarda kentsel dönüşüm ile ilgili önemli hususların altı çizildi. Bir de deprem konusu üzerinden yürütülen kentsel dönüşüm projelerinden bahsetmek gerekiyor. Burada, deprem projeleri meşrulaştırıcı sebeplerden biri olarak sunulmaya çalışılıyor. Bunun öncesinde gecekondu mahalleri üzerinden yürütülen bir söylem mevcuttu: fiziki estetik bir söylem. Bu örneklerde, mahallerde büyük bir direnişle karşılaştılar ve planladıklarını da gerçekleştiremediler. Çünkü aynı zamanda oy depoları olan bir mekân söz konusuydu. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Deprem ile birlikte kentsel dönüşüm meselesi yine fiziki bir söylem yapısına çevrildi. Ancak yürütülen projeler yine rant projeleri olarak karşımıza çıkıyor, çünkü depremle mücadele adına geliştirilen projelerle karşı karşıya değiliz. Mahalleler içinde depremle ilgili herhangi bir gelişme yok aslında. Ne çadır alanlarının planlanması ne de başka bir gelişme söz konusu değil. Dahası TOKİ’lerin kurulmasında bile ilk akla gelen yerler park alanları olarak karşımıza çıkıyor.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Nasıl bir yok izlenmeli konusunda ise, kentsel dönüşüm meselesini mülkiyet hakkı üzerinden düşündüğümüzde, mahalle içerisinde farklı mülkiyet biçimleriyle karşılaşıyoruz. Bu farklı mülkiyet biçimleri, barınma biçimleri mücadele açısından olumsuz etkiye sahip: mücadelenin bölünmesine, cılızlaşmasına neden olabiliyorlar. Hak sahiplerinin dar bir tanım üzerinden belirlenmesi aslında böyle bir etki yaratma amacının güdüldüğünün de göstergesidir. Oysa bu durumun sadece bireysel mülkiyet açısından düşünülmemesi gerekir. Devlet hastaneleri, devlet okulları ile ilgili olarak da benzer projeler söz konusu ve bunları da tartışma gündemine getirmek gerekir. Sanayi alanında da, üretimin parçalanması da kentsel dönüşüme yansıyor. Kentsel dönüşüm konusunda mücadele açısından, sadece konutlar üzerinden değil günlük hayatın tüm pratikleri üzerinden bir tavır belirlemek yani tüm bu boyutları dikkate alarak davranmak gerekir.”</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Son olarak </span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">İstanbul MAGDER</span></span><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">’den katılan konuşmacı söz alarak deneyimlerini paylaşarak tartışmaya katıldı:</span></span></p>
<p align="JUSTIFY">“<span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Kentlere bakış açısı aslında yönetimin insana nasıl baktığının bir göstergesidir. Dolayısıyla mevcut bakış açısının, insana da sadece sermaye üzerinden baktığını söyleyebiliriz. Paris komününden bu yana bütün kentsel dönüşümlere bakarsak kapitalizmin baskın çıktığı gibi bir sonuca varabiliriz, evet; ama bu aynı zamanda onlara karşı nasıl mücadele edeceğimiz konusunda da bize bir şeyler söylüyor. Kent dönüşüm meselesinde bundan önce çıkarılan sonuçları göz ardı edersek bundan sonraki mücadelelerde de ilerlememek mümkün olmayacaktır. 2004-2005 yıllarında, İstanbul depremi ile ilgili JAİKA tarafından çeşitli raporlar hazırlandı, ancak deprem sonrası kentsel dönüşüm planlarında herhangi bir gelişme söz konusu değil.</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Haydarpaşa, Galataport, Zeyport projesi gibi örneklere baktığımızda da içine girdiğinizde rant alanı olarak görülen, içine girmediğinizde de muhalefet üzerinden yürütülen bir rant alanı olarak görülen bir durumla karşı karşıyayız. Kentsel muhalefetin de bu rantın farklı yüzüne dönüştürülmesi söz konusu. Dolayısıyla muhalefet bir tapu meselesi üzerinden kurulmamalıdır. İnsan çevresi ve çevresindeki canlılarla birlikte düşünülmeli ve kent bunun üzerinden kurgulanmalıdır. Dönüşüm konusunda da bu açıdan bakıldığında, devam eden bu durumun neresinde olduğumuzun ve dönüşümün nereye doğru evirilebileceğini göz önünde bulundurarak hareket etmek gerekir. Belli örnekleri temel almak bazen yeterli olmayabilir. İnsan yaşamını temel almak bile bazen yeterli olmayabiliyor, doğanın da hesaba katılması gerekiyor. Tüm bu alanları beraber sorgulayarak, merkezine insanın konulduğu ve onun içinde yaşadığı çevreyi de hesaba katıldığı bir planlamaya ihtiyacımız var. Bu açıdan bakıldığında kentsel dönüşümle mücadele ve çalışma çeşitli tehlikeler barındıran bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Sürecin kendisi farklı rant alanlarının oluşumuna neden olabiliyor. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Mücadeleyi sadece Gülensu, Zeytinburnu gibi belirli örneklerden üzerinden görmemek ve bütün olarak mücadeleyi dayanışmayı kuvvetlendirmek gerekiyor. Gecekondulaşmayı önlemek, deprem hazırlığı, sosyo-ekonomik çöküntü gibi tüm bu gerekçeleri göz önünde bulundurarak ve mücadeleyi dağınık yapısından kurtararak ilerlemek gerekir.”</span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Katılımcıların konuşmalarının ardından, tartışma kısmına geçilerek, kentsel dönüşümde ranta karşı mücadele konusunda yapılabilecek somut adımlar ve karşılaşılan sorunlar tartışıldı. Bu bölümde katılımcıların katkıları kısaca şunlar oldu:</span></span></p>
<ul>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Bir birey olarak fikir beyan etmek istiyorum: Kentsel dönüşümle mücadele konusunda hayalle mücadele ediyormuşuz gibi geliyor. İnsanların gündemlerine girmek mümkün olmuyor ve bu durum dönüşümü yürütenlerin eline kozlar veriyor. Kentsel dönüşüm tamamen reddedilen bir konu olmamalı ama bu şekilde olmasına da izin verilmemeli. Şu anda yaşam alanlarının dönüştürülmesine ihtiyaç duyan birçok kesim var.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">İzmir Kadifekale deneyimini aktarmak istiyorum: Kadifekale’nin şu anda 1/3 ü tahliye edilmiş durumda. Kadifekale gerçekten heyelan tehlikesi ile karşı karşıya bir yerleşim alanı ama bunun temelinde yer alan nedenler oranın sakinlerin elinde değil, devletin sorumluluğunda. Limontepe örneğinde, kentsel dönüşümle yerinden edilenlerin geçim olanaklarına ulaşımlarını bile engelleyen bir durum söz konusu. Bu açıdan, bu örneklerin yani yaşanmış örneklerin, aldatmacıların somut olarak vurgulanması gerekir. Çünkü sonuçlar hiç de söylenildiği gibi olmuyor.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Tozkoparan mahallesinden gelen bir katılımcıyım, 99 depremini birinci derecede yaşamış biriyim. Babası harita kadastro mühendisi olan bir yakınımı da bu depremde kaybettim. Bu mesleki bilgiye sahip birinin oturduğu yer bile fay hattının üzeymiş. Bu kişi aynı zamanda şu anda milletvekili, bu da mevcut yönetimin deprem konusunda ne kadar şaşı bakacağının göstergesidir. Marmara denizinde yer alan fay hattına rağmen, ilgili bir projeye 300 bin lira verilmezken, aynı yıl lalelere 2 milyon harcanıyor. Mücadele açısından tüm bunların anlatılması gerekiyor.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Depremler de alt gelir gruplarının vurulduğu bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, ne dersek diyelim devrimci enerjinin hala varoşlar da biriktiğini göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Aslında yürütülmek istenenin de bu devrimci enerjini dağıtılması olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle mücadelenin örgütlenmesi bunun üzerinden geçiyor.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Koordinasyonun amaçlarından biri, farklı alanlarda mücadele verenlerin bir araya getirilmesi. Örneğin, bazen devletin sunduğu tercihi kabul edenlerin başına ne geldi sorusunun cevabı da belirsiz kalabiliyor. Bunun herkese anlatılması gerekir. Bu mücadeleyi yürütenler aslında sorunların temeli hakkında fikir yürütebilenlerden oluşuyor, dolayısıyla asıl önemli olan bunların bir araya getirilmesinin sağlanması. Bu toplantının da buna vesile olması gerekir.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Direnişin etkili olduğu alanlarda devlet de bazı konularda geri çekiliyor ve her seferinde farklı bir mahalle ile ortaya çıkıyor. Ama diğer taraftan mücadeleyi yürütenler de kendi yumuşak karınları neresi diye sorgulamalılar. Kentsel dönüşüm artık gecekonduyla mücadele üzerinden yürümüyor. Bu nedenle mücadeleyi farklı alanlarda da kurgulamak gerekir. Tozkoparan örneği bu açıdan önemlidir. Bu nedenle Tozkoparan’ı kazanmak önemli, bu sefer sadece gecekondu alanlarıyla mücadele üzerinden yürümeyen bir yıkıma karşı da bir mücadele kazanılmış olacak. Çünkü bu parçalı ve aralıklı saldırılar sonrasında kent tamamen kuşatılmak isteniyor ve bununla mücadele etmek gerekir.</span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Bursa-Fomara deneyimi: Depremin mağdurları açısından, göç ettikleri yerlerin ellerinden alınması yaşayacak başka bir alanlarının kalmaması anlamına geliyor. Bundan sonra mücadelenin somut bağlar kurularak geliştirilmesi. </span></span></p>
</li>
<li>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">İzmir-Kuruçeşme den bir öneri, kendi projelerini paylaşma önerisinde bulundu.</span></span></p>
</li>
</ul>
<p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">Toplantıdan çıkan somut öneriler ise: </span></span></strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">-Farklı mahallelerde yürütülen mücadeleler arasında somut bağlar kurulması ve koordinasyonun bunun için bir araç olması. </span></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: 'Times New Roman', serif;"><span style="font-size: small;">-Geniş kesimlerin kentsel dönüşümde karşı ranta karşı mücadele konusunda bilinçlendirilmesi için ortak hareket edilmesi.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/263/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu:Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na Katılan Kurumların Tanıtımları &#8211; 2</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/257</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/257#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 20:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[Yer: Anadoluda Yaşam Kooperatifi Saat: 11.30-12.30 Katılan Kurumlar: Starbucks İşgali Deneyimi, Devrimci 78’liler Federasyonu: 12 Eylül ve 78’lilerin Mücadelesi Moderatör: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY"><strong>Yer: </strong>Anadoluda Yaşam Kooperatifi</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Saat: </strong>11.30-12.30</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Katılan Kurumlar: </strong>Starbucks İşgali Deneyimi, Devrimci 78’liler Federasyonu: 12 Eylül ve 78’lilerin Mücadelesi</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Moderatör: </strong>Bizim demokratik kitle örgütleriyle bağımız saygıyla andığımız Hasan Coşkun ile başlar. Kendisini saygıyla anıyorum. Bugünkü programa geçmeden önce dün gerçekleşen programın özetini anlatmak istiyorum. Dün “Elenenler ve Bekleyenler” başlıklı deneyim aktarımı, “İşçiler ve sağlık Hakkı” başlıklı forum, “Engelleri Aşmak” başlıklı çalışma atölyesi, “Kar Güvencesine Karşı İş Güvencesi” başlıklı forum ve “Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar” başlığı ile kurum tanıtımları etkinlikleri gerçekleştirildi. Bugün ise 11.30 itibariyle “Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na Katılan Kurumların Tanıtımları” başlığındaki etkinliğimize başlayacağız.</p>
<p align="JUSTIFY">Bugün Starbucks İşgali Deneyimi, Devrimci 78’liler Federasyonu: 12 Eylül ve 78’lilerin Mücadelesi hakkında konuşmaları için sözü önce Devrimci 78’liler Federasyonu adına Memik Horuz’a veriyorum.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Devrimci 78’liler Federasyonu- Memik Horuz: </strong>Kitle Örgütleri Koordinasyonu ile ilk kez 2007’de İzmir’de F tipleriyle ilgili panelde yer aldığımda tanışmıştım. Yoğun bir emekle mücadeleyi örmeye çalışan bir genç kuşak görmüştüm. Birçok örgütlenmiş emeğin kendini ifade ettiği bir programdı, bugün de 10.sunu yapıyoruz.</p>
<p align="JUSTIFY">12 Eylül ve 12 Eylül’le hesaplaşmak ve biz ne yapmak istiyoruz onu anlatacağım. İşçi haklarının alabildiğine arttığı, işçi haklarının ötesinde toplumsal duyarlılığın kaldırılması noktasında başka bir noktadayız. İşçi emekçi yaşamına 12 Eylül büyük darbe vurmuştur, patronlarla ve dar gruplarla kendi başına hesaplaşmak zorunda kalınmıştır. Kamu mülkiyeti dediğimiz KİT’leri bile duymamış olabilir bugünkü gençlerimiz. Piyasayı biraz da dengeliyordu o, devlet sosyal yanıyla etkinlik gösteriyordu. KİT’lerin köküne kibrit suyu dökmüştü. İşçi mücadelesinin, dergi teşkilatlarının güçlü olduğu dönemde bunu yapamazlardı, o günlerde herhangi bir işçinin tırnağına bile halel getiremezlerdi. Bugün işçi emekçi hakları epey bir törpülenmiş durumda. Bugün ekonomik olarak böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Birçok insanın duyarlı olduğu dönemdi. Bugün her koyun kendi bacağından asılır kültürü var. Tarım deseniz uluslararası pazara açıldı. Dışarıdan pirinci 1 tl’ye alacaksam niye burada 2 tl’ye mal edeyim diyorsunuz. Devletler yine tarıma, hayvancılığa destek veriyor. Genetiği ile oynanmış tarımla bugün 1’e 5 veren bir tarım gerçekleşiyor. Köylülere diyorlardı ki bir şey ekmeyin, tapunu getir dönüm başına şu kadar vereyim diyordu. Tamamen emperyalist tekellere bağlı tarım üretiliyor. Kendi tarımımızı yapamaz hale geldik. Bunun dönüm noktası 12 Eylül’dür. YÖK’ü oluşturdu, öğrencilerin kendi örgütlülüğünü kırmak için kuruldu. Demokratik örgütlenme ve tartışma ortamı tamamen dumura uğratıldı. AKP gibi partiler de YÖK’e karşı çıkıyormuş gibi durarak iktidara geldi. 12 Eylül’le hesaplaşmayı da böyle görüyorlar. Şimdi darbelere karşı yasalar öne sürülmüş. Bunların içinde bir tane halka yönelik bir şey yapılmıyor, kemikler çıkıyor her yerden, ama bunların hesabını veren yok. Devrimci 78’liler Federasyonu olarak Türkiye’nin devrimci demokratik mücadelesinin bu tür değerlerinin kırılma noktasının darbecilerin yargılanması süreciyle olacağını savunuyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Evren dahil diğerlerinin de bir bütün olarak toplumun vicdanında yargılanmasını istiyoruz. İnsanların değer yargılarına bakınca bana bir şey olmasın, gemisini kurtaran kaptan kültürü devam ediyor. 15. maddenin kaldırılması noktasında da bunu yapmak istiyoruz.</p>
<p align="JUSTIFY">Darbeciler yargılanıyor diyerek AKP’nin heybesine bir şeyler atılmasına izin vermeyeceğiz. Darbecilerle mücadele hepimizin sorumluluğudur. Halkın haklarını savunan bir anayasa olmalı. Bunun takipçisi olmak hepimizin görevi. 4 Nisan’da Kenan Evren ve diğerlerinin yargılanmasına başlanacak. Bizler müdahillik dilekçesi verdik. Muhtemelen bizi salona bile almayacaklar. 12 Eylül’le hesaplaşmanın muhatabı bizleriz. Faşistler de işkence gördü ama onlar o anda kullanıldılar, asıl muhataplar bizdik. Bütün devrimci, demokratik kurumları 4 Nisan’da mahkemeye davet ediyoruz. Mahkemenin önünde halk mahkemesi kurulacak, toplumun her kesiminden insanın orda olması önemli. Darbecileri biz yargılamak istiyoruz.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Starbucks İşgali: </strong>Koordinasyonda da okulda da ilk yılım. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümündeyim. Üniversiteler bilimin, kültürün özgürce gelişebileceği yerler. Ancak insanlar okula sadece meslek edinmek için bakıyorlar. Şirketlerde pazarlamanın yolunu gösteriyorlar. Kantine gidince bir çay için 3 TL vermem gerekiyor. Belli ekonomik sınıfın girebileceği bir yerdi Boğaziçi Üniversitesi. Benim gibi bunun eksikliğini fark edenlerle henüz buluşmamıştım. Çarşı kantin diye bir yer vardı. Bir gün oraya Starbucks açılmış dediler. Bir kahvenin 7 TL ile 12 TL arasında olduğu bir yer. Derslerin başka kampüslere taşınması nedeniyle giderek öğrencilerin başka kampüslere taşındığı, öğrencisiz, sadece akademisyenlerin olduğu kampus haline gelmeye başlamıştı. Starbucks’ta oturmak için kahve içmek gerekiyor. Ben oturamıyordum. Starbucks işgalinin haberi geldi. Okula Tayyip Erdoğan geldi, hiç politik olmayanları bile tartakladı polisler. Kendi üniversitemizde özgür değiliz. Haftalık toplantılardan işgal kararı çıktı. Kuzey kampüsten sloganlarla yürüyerek işgale başlanıyor. Ne kadar da süreceğini bilmiyorlar. Gidip oraya oturuyorlar, halılarını serip oturmaya başlıyorlar. Biz karşı işgal yaptığımızı savunuyorduk, asıl işgalci Starbucks’tı. En temel ihtiyaç yemek ve mekan, sağlıklı ve ucuz yemek üzerinden başladı. Boğaziçi Üniversitesi’nin de statüsü var, İngilizce temelin yoksa orada öğrenci olamıyorsun. Akbil bile çıkaramıyorsun. Kampüsler arasında ulaşım sorunu vardı. 5 dakikalık yol için 40-50 kuruş vermek zorundaydık. Okul yönetiminde öğrenciler olarak söz sahibi olmak istiyorduk. Tayyip Erdoğan’ın gelmesini öğrenciler istiyor mu? gibi konularda söz sahibi olmak istiyorduk. Temsili bir öğrenci kurulu vardı, ama söz sahibi değildi. Bu talepler üzerinden işgal başladı. Rektör bizi tehdit etti, fotoğrafımızı çekti. İşgalde günlük yaşamın düzenlenmesine başladık. Çayımızı, yemeğimizi kendimiz yapıyorduk. Starbucks da kahveyi bedava dağıtmaya başladı, ancak kimse içmiyordu. İşgaldeyken dışarıda olaylar da devam ediyordu. Uludere eylemi oldu, işgalde örgütlenmiş bir eylemdi. Şeyma Özcan’ın haksız sebeple tutuklanmasına karşı eylemler oldu. Jeoloji ve başka fakültelerde de işgaller oldu, kantinlerde indirim için, onlar başardılar. Başka üniversiteden ve yurt dışından selam videoları gelmeye başladı. Arap baharını anlatan bir kadın bize selam videosu yolladı. Börekçi bize börek yolluyordu, akademisyenler de bazı derslerini işgalde yapmaya başladı. Beraber film izledik, ders çalıştık. Yeni bitti işgal. Neden bittiğini ben de anlamadım, devam etmesini isterdim. Starbucks’ın kapatılmasıydı hedefimiz ama olmadı. Kişisel olarak kazanımım eylemdeki gruplarla, muhaliflerle bir araya gelebilmeme vesile oldu. Artık birbirimizi tanıyoruz ve belli bir yaşam pratiğimiz var. Orada benim gibi insanların da olduğunu ve Boğaziçi’nin o kadar da özgürlükçü olmadığını gördük.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Soru:</strong> 1968 kuşağındanım. Eczacılık Fakültesindeydim. Sayısalcı olduğum için bitirince köşeyi dönecek gözüyle bakılırdı. Son derece apolitik bir yer, kolay örgütlenmez. 68’de işgaller başladı. Bizim okulda da işgal oldu, seçimle işgal komitesi seçildi. Çok hızlı politikleşme oldu. 15 gün işgal devam etti. Sonra bizim dışımızda bir 15 gün daha devam etti. 700-800 kişi katıldı. Starbucks işgali ile ilgili soracağım. Bundan sonrası için iyi kötü bir örgütlenme deneyiminiz oldu. Bu mücadeleye nasıl devam edeceksiniz. Bizde işgal sırasında komiteler oluşmuştu. Eğitim sistemine karşıydık. Bütün komiteler bir araya geldi ve devrimciler kulübünü kurdu. Emeğin boşuna gitmesini engelledi. Herhangi bir eyleme 700-800 kişinin katılmasını sağladı bu komite. Şimdi sizde bir şey var mı?</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Starbucks İşgali: </strong>Aslında bir odak vardı, eylemleri inceleyen komiteler, öğrenci meclisi komitesi vardı. Bizim taleplerimizi söyleyecek bir komiteydi. Ama ben oradaki insanlarda henüz bir eylemlilik göremiyorum. Ben de isterim elbette devam eden bir şeyler yapabilmeyi.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Soru: </strong>Okulun öğrenci sayısı kaçtı? İşgale kaç kişiyle başlandı, sonrasında kaç kişi oldu. Kararlar nasıl alınıyordu? Nasıl bitirildi, bir kazanımla mı yoksa öğrencilerin demokratik kararıyla mı bitti?</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Starbucks İşgali:</strong> 20 kişiyle başladı, gelip gidenler ama fiziksel olarak destek olup da kalmayanlarla birlikte yaklaşık 100 kişi vardır. Biz orada sadece oturmadık, yurt gezmeleri yaptık, değişik insanlarla karşılaştık. İyi bakanlar ve kötü bakanlar da oluyordu. Starbucks’ı düşünenler de oluyordu. Somut bir kazanım olsun istedim. Öğrenci kooperatifi gibi bir fikir vardı. Rektör öğrencisini tanıyarak davrandı. Önce sekreterini yolladı, bir kişiyi istedi konuşmak için biz de onu işgal alanına çağırdık. Spor salonunda onunla konuştuk. Olumlu bakıyordu, gençsiniz olur böyle gibi konuşuyordu. İşgal başladığında finallere ve ara tatile 1 ay vardı. Bu nedenle çıkanlar oldu, çözülmeler oldu. Yaşam pratiğine katılmayanlar oldu. Böylece sönümlenerek bitti maalesef.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Soru:</strong> 78’lilere soracağım. Koordinasyonda köy derneklerinden eğitimle ilgili ve Mayısta Yaşam gibi farklı kurumlar, farklı kesimlerin örgütlü olduğu kurumlar var. Bu kurumların 78’lilerin mücadelesi ile bağı nasıl olmalı?</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Soru: </strong>Starbucks İşgali ile ilgili soracağım, kooperatif önerisini, öğrenci kooperatifi fikrini açabilir misin?</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Devrimci 78’liler Federasyonu:</strong> Darbe toplumun bütüne karşı yapıldı. İdeolojisi, felsefesine, ahlakına vs. her şeyine yapıldı. 30 yıl sonra bile hala demokratik kültür, bilinç çok alt seviyelerde sürüyor. Gerici bir parti dine referansla geldi ve büyük Ortadoğu projesinin ayağı oldu. Askeri darbeye gerek yok, askerler siz kışlanıza geçin, diyor. ABD’nin muhalefetine bağlı bir siyaset yürütüyor. Koordinasyonun öznesi olmayı biz de önemsiyoruz. 12 Eylül hesaplaşmasının hepimiz için geçerli olduğunu ve mücadeleyi hep birlikte sürdürmeliyiz. Buna karşı yapılan mücadelede ortak olmalıyız diyoruz. <strong> </strong></p>
<p align="JUSTIFY">Utanç Müzesi Ankara’da devam ediyor. Birçok şeyi belgelemek için bunları utanç müzesi şeklinde sürdürüyoruz. Mamak’tan kadınlar koğuşundan gönderilen mektupları 25 yıl sonra bir görevli bize getirdi. Bunları 25 yıl önce görevliye vermişler ve götür yak demişler, o da yakmamış saklamış, bize getirdi. Sahiplerine ulaştırın dedi. İdam edilenlerin son mektuplarını devlet arşivinden alıp ailelerine ulaştırdık.</p>
<p align="JUSTIFY"><strong>Starbucks İşgali:</strong> Kampus ne öğrencilerin ne de halkın girebildiği bir yerdi. Kahve zincirinin rahatça yerleştiği bir yer olmuştu. Yeme- içme ihtiyacımızı bu kooperatif fikriyle çözmek istiyorduk. Öğrenciler halktan kopuktu. Sağlıklı ve ucuz yemek yapacaktık ve cebimize uygun olarak satacaktık. Onun dışında kültürel aktiviteler yürütecektik. Kendi sorunlarımız üzerinden çevre halkıyla ve akademisyenlerle bir araya gelineceği bir kooperatif olacaktı.</p>
<p lang="tr-TR" align="JUSTIFY">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/257/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu:İşçiler ve Sağlık Hakkı: İşçi Sağlığı İçin Emekçi Örgütlenmeleri</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/250</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/250#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 00:22:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=250</guid>
		<description><![CDATA[Katılan kurumlar: Deri İşçileri Derneği, Deri Kundura ve Tekstil İşçileri Derneği Özgür Yaşam Derneği’nden arkadaşların hazırladığı “Ellerimizin Rengi” isimli film [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://koordinasyon.org/wp-content/uploads/2012/02/koord.81.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-251" title="koord.8" src="http://koordinasyon.org/wp-content/uploads/2012/02/koord.81-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Katılan kurumlar: </strong>Deri İşçileri Derneği, Deri Kundura ve Tekstil İşçileri Derneği</p>
<p>Özgür Yaşam Derneği’nden arkadaşların hazırladığı “Ellerimizin Rengi” isimli film gösterildi.</p>
<p><em><strong>Açılış Konuşmaları:</strong></em></p>
<p><em>-Ömer Alpay (Deri İşçileri Derneği):</em> Atölyelerde kullandığımız maddeler kanserojen olduğu için sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Bu maddeleri soluyan tüm işçi arkadaşlarımızın boğaz tıkanması, burun tıkanması, baş ağrısı gibi sorunları var.Havalandırma sistemi yetersiz, bazı atölyelerde yok bile. Bunun dışında yine kol, bilek ve boyun ağrısı da bu mesleğin yarattığı rahatsızlıklardan.</p>
<p>Son iki ay içerisinde dernekte Ege Üniversite’sinden arkadaşlar bize işçi sağlığı konusunda eğitim vermekte. Eğitim gören arkadaşlar öğrendiklerin iatölyelerinde çalışma arkadaşlarına aktarıyorlar. Hedefimiz bu çalışmayla tüm kundura, deri ve tekstil işçilerini tanıştırmak. İleride daha büyük çaplı bir seminer yaparak bu eğitime başka insanları da katacağız.</p>
<p><em>-Yalçın Yanık (Deri İşçileri Derneği):</em> İşçi Sağlığı, İş Güvenliği toplantıları yapılıyordu, bu toplantılara katıldık. Halk sağlığından yeni sigorta sistemine kadar pek çok şey konuşuluyordu. Biz de bu çalışmayı derneğimizde yapmalarını istedik. Nitekim çalışmaya başladık.</p>
<p>Eğitimde aile hekimliğinden yeni sigorta sisteminek kadar pek çok mesele konuşuldu, anlatıldı. Çalışma epeyce işe yaradı. Derneğe dinamizm geldi.</p>
<p>Deri işçileri olarak yalnızca fiziklsel olarak değil zihinsel olarak da yıpranıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın birçoğu sinir hastası oldu. Üretim sürecinde yaşadıklarımız yorucu; parça başıu çalışmanın sonucu olarak rekabet var ve bu durum nedeniyle bazen insanlar neredeyse kanlı bıçaklı oluyor. Bu ortam insanları psikolojik olarak yıpratıyor; işi bırakmasına, bazen yeniden iş bulamamasına (veya aynı konumda bulamamasına), bazen ailesinin dağılmasına yahut cinnet geçirmesine dahi neden olabiliyor.</p>
<p>Bu sorunların tek sorumlusu işverenler değil. Bu sorunun çözümünde bize de görev düşüyor. Var olan hakların koruınması, yenilerinin kazanılması için kurumların çalışmalarını ortaklaştırarak büyütmesi gerekiyor. Aksi halde var olan haklar kaybediliyor, işçilerin işveren tarafından daha çok ezilmelerine neden oluyor.</p>
<p>İzmir’de şu anda iki direniş var: Birisi Savranoğlu Deri işçilerinin, diğeri de Billur Tuz işçilerinin direnişi. Bir fizibilite raporu çıkarılmış işçilerin sağlık sorunlarıyala ilgili. Bu raporU kullaNarak hukuksal yolları deneyebiliriz veya uluslar arası organlara kadar götürebiliriz işi.</p>
<p>Tabakhanelerin hiçbirinde –atölyelerde de- lkullanılan maddelerin zararı veya bunları kullanırken nelere dikkat edilmesi gerektiği hususunda hiçbir yazılı belge, ibare yok. Bu konularda bizi aydınlatacak bir çalışma yok.</p>
<p>Bir de sigorta meselesi var. Yukarıdaki sorunlarla birlikte bunun da ele alınmasında fayda var. Tüm işçi örgütlerinin bu sorunları çözmek üzere birleşerek mücadele etmeliler. Ortak bir çalışma programı gerekli.</p>
<p><em>-Ömer Alpay (Deri İşçileri Derneği): </em>İzmir’de ayakkabı sektöründe çalışan 30000 işçiden %90’ı sigortasız çalışıyor. Bu işçiler oldukça zor koşullarda, sağlığa zararlı solüsyonları solumak zorunda kaldıkları küçük<em> </em>odalarda kalıyorlar.</p>
<p><em><strong>Forum:</strong></em></p>
<p><em>-Eylem Şen (Özgür Yaşam Derneği):</em> İşçi Sağlığı, İşçi Güvenliği Meclisleri yalnızca İzmir’de değil, başka illerde de var. Sağlık sorunlarıyla ilgili çalışmalar ve eylemler yapıyorlar. 50’den fazla çalışanın olduğu her işyerinde İşçi Sağlığı İşçi Güvenliği komisyonları oluşturulacak.</p>
<p>İzmir’de meclisin 15 günde bir toplantıları oluyor. TMMOB ve KESK ve DİSK gibi pek çok sendika toplantılara katılıyor, ayrıca bu işi finanse ediyorlar. Özgür Yaşam Derneği ile Deri İşçileri Derneği katılıyor. Bireysel katılanlar da var.</p>
<p>Eğitim-Sen sendikalı işçilerin haklarını daha fazla öne çıkartıyor, biz güvencesiz işçilerden bahsediyoruz çoğunlukla. Yani katılan herkesin muradı farklı bu işten. Bu farklılıklar nedeniyle değişik komisyonlar oluşturuldu.</p>
<p>Biz bu platformdan bağımsız olarak meslek hastalıklarına yönelik bir çalışma yapmak gibi bir yönelime girdik. Bu çalışma işçilerinin kendisinin bu konuda eğitici olmasına varan bir çalışma. Katılanlar çalıştıkları atölyelerde çalışma arkadaşlarıyla bu eğitim faaliyetini devam ettiriyorlar.</p>
<p>Eğitimlerde iş hastalıklarına karşı somut çözümlerde üretiliyor. Örneğin çalışırken masanın boyutunu ayarlama veya oturma biçimi gibi neleri değiştirerek meslek hastalıklarının etkisinden uzakta kalınabileceği anlatılıyor.</p>
<p><em>-Yalçın Yanık (Deri İşçileri Derneği):</em> Esas sorun çalıştığımız, ilgilendiğimiz konularla ilgili bizden önce çalışma yürütmüş kurumların, insanların deneyimlerinden faydalanamamak. Bu nedenle hep sıfırdan başlamak durumunda kalıyoruz.</p>
<p><em>-Çağdaş (Özgür Yaşam Derneği):</em> Bir ay içerisinde 70’e yakın işçi iş kazasında öldü. İşçilerin sadece emeklerinin değil can güvenliğinin bir anlamı kalmadı gibi görünüyor.</p>
<p>Hiçbir mücadele yok değil tabii. Tersane işçilerinin, kot taşlama işçilerinin mücadelesi var tabii ki. Amacımız bu ve buna benzer çalışmaları birleştirmek için ortak bir zemin yaratmalı ve bu zeminden ortak taleplerin doğmasını sağlamalıyız.</p>
<p><em>-Engin (Mayısta Yaşam Kooperatifi):</em> İnşaat işçisiyim. İnşaat alanında iş güvencesi de iş güvenliği hakkında bir eğitim çalışması da yok. İnşaattaki iş kazaları basında pek yankı bulmuyor ama sık gerçekleşiyor, genelde de ölümle sonuçlanıyor. Genelde inşaat işçisinin sigortası olmaz – Hele ki haftalık yahut aylık, geçici olarak çalışıyorsanız. Ama bu sorunları önüne koyup çözmeye çalışacak, gündem edecek bir dernek yok.Bu işli sorun edinmiş dernekleri bulup gerekli kanalları oluşturmak gerekiyor.</p>
<p><em>Eylem Şen (Özgür Yaşam Derneği): </em>Özgür Yaşam Derneği’ndeki öğrencilerin bir kısmı zaten işçi, diğerleri de işçi ailelerin çocukları. Dolayısıyla eğitim çalışması yürüten bir kurum olarak işçi sorunları da bizim gündemimize giriyor. Örneğin Limontepe’de inşaat işçilerine dönük çalışmalar yapmayı düşünüyoruz.</p>
<p><em>Ali Öztürk (Deri Kundura ve Tekstil İşçileri Derneği): </em>Güngören’de ve Esenyurt’ta deri ve tekstil işkolunda çalışanlar arasında çalışma yürütüyoruz. Her ay bir etkinlik düzenliyoruz. Bu etkinliklerde genel sağlık sigortası, kıdem tazminatı gibi konuları konuşuyoruz.</p>
<p>Bu çalışmayı (meslek hastalıkları konusunda verilen eğitim çalışmasını) bulunduğumuz yerlerde nasıl başlatıp yaygınlaştırabiliriz, beraber yapabiliriz; bunu düşünmek gerekiyor.</p>
<p><em>-Yalçın Yanık (Deri İşçileri Derneği):</em> İnşaat sektöründe çalışan çok insan var – günübirlik çalışanlar da oldukça çok. Kum taşımak falan gibi ayrı bir beceri ve nitelik gerektirmeyen işlerde günübiirlik çalışan birçok inşaat işçisi var. İş güvenliği falan yok zaten. Sigortaları yok. Ücretleri asgari ücretin üzerinde, buna dayanarak sigorta yapmıyorlar. Ama bununla birlikte inşaat işçilerinin haklarını savunacak bir dernekleşme de yok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/250/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>10.Kitle Örgütleri Koordinasyonu Buluşması’nın İlk Gün Etkinlikleri Gerçekleştirildi</title>
		<link>http://koordinasyon.org/arsivler/234</link>
		<comments>http://koordinasyon.org/arsivler/234#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 22:49:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Koordinasyon.org</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://koordinasyon.org/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu 25 Şubat Cumartesi günü İstanbul/Okmeydanı’nda Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi’nde açılış ve kitle örgütleri koordinasyonunun tarihçesini ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="JUSTIFY">10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu 25 Şubat Cumartesi günü İstanbul/Okmeydanı’nda Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi’nde açılış ve kitle örgütleri koordinasyonunun tarihçesini ve amacını anlatan bir sunumla başladı. Sabah 11.00’dan akşam 19.30’a kadar süren çeşitli etkinliklere İstanbul’dan Mayısta Yaşam Kooperatifi, Anadoluda Yaşam Kooperatifi, ÜSDEM, Beşçeşmeler Kültür Derneği, Eğitim-Sen, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu; Ankara’dan Umut Kültür Derneği; İzmir’den Özgür Yaşam Derneği, Deri İşçileri Derneği ve Diyarbakır’dan Eğitim Destek Evleri ile Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM) katıldı.</p>
<p align="JUSTIFY">İlk günkü etkinliklerde, “<span style="font-family: Calibri, serif;">Elenenler ve Bekleyenler</span>: Katsayı, Şifre, KPSS’ye Karşı Öğrenciler ve Öğretmenlerin Mücadele Deneyimleri” başlıklı deneyim aktarımı; “İşçiler ve Sağlık Hakkı: İşçi Sağlığı İçin Emekçi Örgütlenmeleri” başlıklı forum; “Engelleri Aşmak: Eşitsizliklere Karşı Eğitimde Dayanışma Örnekleri” başlıklı çalışma atölyesi; “Kar Güvencesine Karşı İş Güvencesi: İş Güvenliği için Mücadele” başlıklı forum ve “Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonuna Katılan Kurumların Tanıtımları” başlıklı kurum tanıtımı etkinlikleri gerçekleştirildi.</p>
<p align="JUSTIFY">Etkinliklerin kısa özetleri şu şekilde ele alınabilir:</p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;"><em>Deneyim Aktarımı:</em></span><span style="font-family: Calibri, serif;"><strong>Elenenler ve Bekleyenler</strong></span><strong>: Katsayı, Şifre, KPSS’ye Karşı Öğrenciler ve Öğretmenlerin Mücadele Deneyimleri</strong></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">Etkinliğe Anadoluda Yaşam Kooperatifi, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Özgür Yaşam Derneği, Umut Kültür Derneği ve ÜSDEM katıldı. Tüm kurumlar mahallelerde yürüttükleri çalışmalara dair deneyim aktarımında bulundular. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">Kurumlar arasındaki iletişimin zayıflığı, hatta kimi zaman yokluğu ve beraber iş yapabilme alışkanlığının gelişmemesi temel sorun olarak konuldu. Bu sorunu aşmak üzere birlikte dergi çıkarmak (ÜSDEM’in projesi), Mayısta Yaşam Kooperatifi’nde akademisyenlerle yapılan söyleşileri diğer kurumlarla birlikte yapmak, kurumlar arasında iletişimi sağlamak için bir e-mail grubu kurmak ve yi</span>ne aynı amaçla koordinasyon.org’un<span style="font-family: Calibri, serif;"> kullanımını yaygınlaştırmak gibi önerilerde bulunuldu. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;"><em>Forum:</em></span><span style="font-family: Calibri, serif;"><strong>İşçiler ve Sağlık Hakkı: İşçi Sağlığı İçin Emekçi Örgütlenmeleri</strong></span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">Etkinlik başlamadan önce Özgür Yaşam Derneği’nden arkadaşların hazırladığı “Ellerimizin Rengi” isimli film izlendi.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">İzmir Deri ve Kundura Derneği’nden iki arkadaş deri işçilerinin muzdarip olduğu meslek hastalıklarından bahsettiler: Bel fıtığı, boyun ağrısı, kullanılan kanserojen maddeler nedeniyle boğaz ve burun tıkanması ve baş ağrısı gibi rahatsızlıklar söz konusu. Bu rahatsızlıklar ve örneğin yeni çıkan sigorta kanunu gibi sağlık alanıyla ilgili önemli konular hakkında bilgilenmek için Ege Üniversitesi’nden eğitimcilerle birlikte bir eğitim çalışmasına başlamışlar. Eğitim çalışması dernekle sınırlı kalmıyor; eğitime katılan işçiler eğitimde öğrendiklerini atölyelerindeki çalışma arkadaşlarına öğretiyorlar. Eğitim çalışmasının amacı sürecin sonunda işçileri birer eğitmen kılmak olarak tanımlanıyor.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">İzmir’den arkadaşların sunumlarının ardından forum bölümüne geçildi. Forumda işçi sağlığı konusu dışında göze çarpan diğer konular güvencesizlik ve üretim sürecindeki rekabetti. Parça başı çalışmanın işçiler arasındaki rekabeti körüklediği, bunun da huzursuzluklara, işçinin işini kaybetmesi yahut bir daha iş bulamaması gibi durumlara yol açtığı söylendi. Bir diğer sorun da işçilerin büyük çoğunluğunun sigortasız olması.</span></p>
<p align="JUSTIFY"><span style="font-family: Calibri, serif;">Bu tür sorunların güçlü bir şekilde gündem edilememesinin, yapılan çalışmaların eksik kalmasının nedeni olarak işçi örgütlerinin, derneklerin kendilerinden önce aynı konuda çalışma yürütmüş kurumların deneyimlerinden faydalanamamaları ve kurumların birbirleriyle olan ilişkilerinin cılız olmasıdır, denildi. Dayanışmanın, benzer faaliyetleri yürüten kurumların çalışmalarını ortaklaştırmalarının bu sorunun aşılması için önemli olduğu söylendi. </span></p>
<p align="JUSTIFY"><em>Çalışma Atölyesi:</em> <strong>Engelleri Aşmak: Eşitsizliklere Karşı Eğitimde Dayanışma Örnekleri</strong></p>
<p align="JUSTIFY">Etkinliğe AYÖP, Eğitim Destek Evleri, Eğitim-Sen, Mayısta Yaşam Kooperatifi ve Özgür Yaşam Kooperatifi katıldı.</p>
<p align="JUSTIFY">AYÖP ataması yapılmamış öğretmenlerin eylemli mücadelesini, Eğitim Destek Evleri ise yürüttükleri eğitim dayanışması faaliyetini anlattılar.</p>
<p align="JUSTIFY">Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin başlattığı müfredat çalışması ve oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan çalışma grupları konuşuldu. Öğrencinin seviyesini yükseltebilmesi, üniversiteye girebilmesi için kendi seviyesindeki diğer öğrencilerle bir çalışma grubu içinde örgütlenmesi gerektiği söylendi.</p>
<p align="JUSTIFY">AYÖP ve Eğitim-Sen’in Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin farklı yerlerdeki eğitim dayanışması faaliyetine mekan sağlayabilecek olması, Eğitim Destek Evleri’nin hazırladığı sorularla Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin hazırladığı fasiküllerin ortaklaştırılabileceği, sunulan önerilerdi.</p>
<p align="JUSTIFY"><em>Forum:</em> <strong>Kar Güvencesine Karşı İş Güvencesi: İş Güvenliği İçin Mücadele Forumu</strong></p>
<p align="JUSTIFY">Etkinliğe İzmir’den Deri İşçileri Derneği ve İstanbul’dan Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği katıldı.</p>
<p align="JUSTIFY">Deri İşçileri Derneği sigortasız çalıştırmaya karşı bir imza kampanyası başlatmış, 8000 imza toplanmış. Bu mecliste de gündem edilmek istenmiş ancak başarılı olunamamış. Ayrıca HDK içinde, Emek Komisyonu üzerinden de güvencesizleşmeye karşı kampanyayı örgütlemeye çalışıyorlar.</p>
<p align="JUSTIFY">Deri Tekstil ve Kundura İşçileri Derneği çeşitli atölyelerde iş saatlerinin düşürülmesi için verdikleri mücadeleyi anlattılar.</p>
<p align="JUSTIFY">Sendikaların güvencesiz çalışanları örgütlemeye yönelik bir girişiminin olmaması, aynı işkolunu örgütlemeye çalışan sendikalar ve derneklerin çalışmalarını ortaklaştıramaması sorun olarak tarif edildi.</p>
<p align="JUSTIFY"><em>Kurumların Tanıtımları:</em> <strong>Mücadele ve Dayanışmayı Dokuyanlar: Kitle Örgütleri Koordinasyonu’na Katılan Kurumların Tanıtımları</strong></p>
<p align="JUSTIFY">Etkinliğe DİKASUM, Eğitim Destek Evleri ve Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği katıldı. Kurumlar faaliyetlerini aktardılar. Bunları özetlemek gerekirse:</p>
<p align="JUSTIFY">DİKASUM: 2001 yılından beri şiddete maruz kalmış kadınlara sosyal ve hukuki yardım sağlıyorlar. Belediyenin bünyesindeler. Çamaşır evleri ve ailelerin hem ekmek ihtiyacını hem de para ihtiyacını karşılamak amacıyla tandır evleri açmışlar.</p>
<p align="JUSTIFY">Eğitim Destek Evleri: YGS-LYS dersleri veriyorlar. Bunun dışında tiyatro, grafik tasarımı, resim konularında dersler veriliyor, halk oyunu gösterileri ve sinevizyon gösterimleri yapılıyor.</p>
<p align="JUSTIFY">YKKED: Yoksul öğrencilerini üniversite sınavına hazırlanıyorlar.</p>
<p align="JUSTIFY">10. Kitle Örgütleri Koordinasyonu’nun 2.gün etkinlikleri 26 Şubat Pazar günü gerçekleştirilecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://koordinasyon.org/arsivler/234/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

